Kategori , , ,

10 Maddede Olimpiyat Oyunları

Tarihin en eski spor organizasyonlarından olimpiyatlar, 2020 Tokyo oyunlarının yaklaşmasıyla birlikte yeniden gündeme gelmeye başladı. Bu yazıda, Antik Yunan’dan günümüze uzanan, ve hala küresel çapta büyük ilgiyle takip edilen bu spor geleneğinin doğuşunu ve gelişimini 10 maddede inceledik.

1- Olimpiyat oyunlarının kökeni 3000 yıl öncesine, Antik Yunan’a uzanır

Olimpiyatların tarihteki kesin başlangıç noktası bir yerden sonra araya efsanelerin girmeye başladığı tartışmalara konu olsa da, genel kabul bu etkinliklerin aşağı yukarı 3000 yıl önce başladığı yönündedir. Tarihte kayıtlı ilk olimpiyat, M.Ö 776 yılında Yunanistan’ın güneyinde, Mora yarımadasında (Peloponez olarak da bilinir) yer alan kutsal Olimpia kentinde düzenlenmiştir.

Antik zamanlarda olimpiyatlar dört yılda bir oynanmakta, ve zamanın diğer pek çok etkinliği gibi Zeus şerefine düzenlenmekteydi. Bu oyunların etkisi o derece büyüktü ki, insanlar tarihleri olimpiyat oyunları arasında geçen 4 yıllık aralıklar (Olympiad) üzerinden hesaplıyordu.

İlk olimpiyatlarda yalnızca koşu müsabakaları yapılırken, ilerleyen zamanlar ile birlikte boks, güreş, at arabası yarışı gibi sporlar da oyunlara dahil oldu.

2- Tarihteki ilk olimpiyat şampiyonu, Coroebus isminde bir aşçıdır

M.Ö 776 yılında düzenlenen ilk olimpiyatta, Coroebus isminde bir aşçı, o zamanlar oyunlardaki tek kategori olan koşu yarışını kazandı ve ilk olimpiyat şampiyonu olarak tarihe geçti.

3- Bir efsaneye göre, olimpiyatları Herakles başlatmıştır

Bu kadar eski bir geleneğin mitoloji ile ilişkisinin olmaması tuhaf olurdu. Popüler bir efsaneye göre, olimpiyatları Zeus ile ölümlü bir kadın olan Alkmene’nin oğlu Herakles (Roma mitolojisinde Herkül) başlatmıştır.

4- Antik oyunlarda, sporcular çıplak yarışırdı

Antik çağlarda, olimpiyat oyunlarına katılan sporcular çıplak yarışırdı. Kadınların oyunlara sporcu olarak katılması yasaktı- hatta izleyici olarak bile yalnızca evli olmayan kadınlar katılabiliyordu.

5- Roma İmparatorluğu Yunan topraklarını fethettikten sonra, olimpiyatların popülerliği ve kalitesi azaldı; bir süre sonra da tamamen yasaklandılar

Milattan önce 2. yüzyılda Roma İmparatorluğu Yunan topraklarını da bünyesine kattıktan sonra, spor etkinliklerine gösterilen ilgi ve destek zamanla azaldı. Bunun başlıca nedenlerinden biri, Romalıların sporu pek saygıdeğer bir aktivite olarak görmemesiydi. Zamanla olimpiyatların kalitesinde de düşüş görüldü. Hatta, tarihten meşhur bir örnek verelim- İmparator Nero 67 yılındaki olimpiyatlarda katıldığı at arabası yarışında arabasından düşmüş, yine de kendini yarışın galibi ilan etmiştir.

393 yılında ise, İmparator I. Theodosius, tüm “pagan geleneklerinin” sona erdirilmesini emretti, ve olimpiyatları yasaklattı. (bazı kaynaklar bu konuda Theodosius’un oğlunu sorumlu göstermektedir.)

6- Modern olimpiyatlar, ilk defa 19. yüzyılda Yunanistan’da düzenlenmiştir

Modern zamanlarda olimpiyatların yeniden düzenli olarak oynanması için pek çok çaba gösterildi. Bu konuda rol oynayan önemli isimlerden iki tanesi, yaptıkları çalışmalar ve bilgilendirmeler ile İngiliz Dr. William Penny Brookes ve Fransız Baron Pierre de Coubertin’dir.

Modern olimpiyatlar, 1896 yılında Atina’da düzenlenen oyunlar ile başladı. Bu oyunlara 13 ülkeden 280 sporcu katıldı, ve 43 kategoride yarıştı.

7- 1994 yılında, yaz ve kış olimpiyatları birbirinden ayrılmıştır

1994 yılında kış (curling, kayak, artistik buz pateni, snowboard vs.) ve yaz oyunları (atletizm, basketbol, kürek, güreş vs.) farklı etkinlikler halinde oynanmaya başladı. Bu sayede, artık olimpik oyunlar dönüşümlü olarak iki yılda bir oynanabilecekti.

8- Olimpiyat bayrağındaki halkalar, kıtaları sembolize etmektedir

Olimpiyatların dünyanın artık her yerinde tanınan sembolü, bilindiği kadarıyla, yukarıda da bahsettiğimiz Pierre de Coubertin tarafından düşünüldü ve 1914 yılında ortaya çıktı. İç içe geçmiş halkalar; Kuzey&Güney Amerika (Kırmızı), Afrika (Siyah), Asya (Sarı), Avrupa (Mavi) ve Okyanusya’yı (Yeşil) temsil etmektedir.

9- Olimpiyat meşalesinin taşınması ritüeli, 1936 yılında başlamıştır

Sembolik ateşin kökeni antik çağlara dayansa da, o zamanlar oyunlar zaten Olimpia’da gerçekleştiği için meşalenin ülkeleri, bazen kıtaları aşarak ev sahibi ülkeye taşınması gibi bir ritüel söz konusu değildi.

Modern çağda olimpiyat ateşi ilk kez 1928’de Amsterdam’da yakıldı. Yunanistan’da yakılıp ev sahibi ülkeye ulaştırılan meşale geleneği ise, 1936 Berlin Olimpiyatları’nda başladı. Günümüzde bazı tarihçiler, bunun bir Nazi propagandası olduğu görüşünü savunmaktadır.

10- 19. yüzyılın başlarında, sanat dalları da olimpiyatlarda yarışılan kategoriler arasındaydı

1912 (Stockholm) – 1948 (Londra) yılları arasında, olimpiyatlarda yarışılan dallar arasında heykel, resim, müzik, mimari ve edebiyat da vardı.

Tarihte yalnızca iki kişi hem spor, hem de sanat dalında madalya aldı: 1912 Olimpiyatları’nda Amerikalı Walter Winans heykel ve atıcılık dallarında madalya kazandı, Macaristanlı Alfréd Hajós ise 1896’da yüzme dalında iki madalya kazandıktan 28 yıl sonra olimpiyatlara dönerek mimaride gümüş madalya elde etti.

Yazar: MaddeMadde

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir